Uzun süredir yazısını yazmayı düşündüğüm Hafıza Sarayı tekniği yazısını bugün blog’u düzenlemek için girdiğimde aslında çoktan yazdığımı ve “kontrol edilmesi gerekenlere” bıraktığımı fark ettim. Nasip şimdiye imiş. Hadi bakalım.

Pek azımızın aşina olduğu bu isim Sherlock Holmes dizisini izleyenlerin de çokca aşina olduğu ve zannımca çokta merak ettiği bir teknik. Şahsen ben izlerken bayılmıştım. Biliyorsunuz bilinçaltına attığınız hiçbir bilgi silinmiyor sadece derinlere bastırılıyor bizde buna unutma diyoruz. Ama Hafıza Sarayı tekniği ile bu yerlere de erişiminiz olabileceğini düşünün. Beyini çok daha etkili kullanmak gibi bir şey bence. Burada çok detaylı anlatmıyorum çünkü Hafıza Sarayınız size özeldir ne olduğunu ve nasıl yapılacağını bildikten sonra bu işin bütün mimarı sizsiniz.

Üniversitedeyken Azerbaycan Dili dersinde öğretmenin bizleri gruplara bölüp kısa bir sürede her bir gruba anlatmamız için verdiği konular bana bu etkili yöntemi kullanmayı hatırlattı: Hafıza Sarayı Tekniği. Yumurta kapıya dayanmadan iş yapamayan deyiminin hitap ettiği kişilerden biri olduğum için normalde kullandığım bu yöntemi okul dersleri için kullanmayı hiç denememiştim. Gerekte görmemiştim. Neyseğh. Verilen bu metinleri kendi aramızda paylaştırdık ve bana düşen metini 10 dakikada öğrendikten sonra ve hakikaten verim alınca sonuca inanamadım ve bunu kesinlikle blog’a yazmalıyım dedim. Sizlere Hafıza Sarayım da bir yer ayırdım hadi sizinle birlikte o odaya doğru bir yolculuğa çıkalım.

Dım dırı dım dırı dım dırı dıım. (Bilinçaltına iniyoruz.)

Beyini anlatmama gerek yok. Hepimizin az çok malumatı olduğu o eşsiz, muhteşem organ. Günümüz teknolojisinde günden güne harddisklerin veri depolama sınırı gelişirken ve hep sınırlı kalacakken beynimiz kodlanmaya açık bir şekilde yaratılmış, veri depolaması sınırsız ve her an geliştirilebilir. Allah bize Güneş’i vermiş biz onu kullanmayıp parayla insaneli elektrik üretiyoruz, beyini vermiş hiç kullanmadığımız gibi harddisklere güveniyoruz nc nc.

Günde, milyarlarca veriyi işleyen İnsan beyninin her gördüğünü, işittiğini ve sezdiğini hemen hatırlaması kolay değildir elbette. Hele bu hesaba yaşadığımız yılları da katarsak..  Hafıza Sarayı Tekniği ile beynimizin eşsiz dünyasına giriş yapıp neyin önemli – önemsiz hangisinin unutulup unutulmayacağı gibi özellikleri kategorize etmek istersek bir metini, dersin bir bölümünü 10 dakikada öğrenmek çok kolay. Bu metod, 10 dakika ile mi sınırlı elbette hayır. Bir dersi herhangi bir şeyi öğrenmek,kodlamak biraz daha uzun müddet ve emekle çok kolay. Sadece dersde değil aklınıza ne gelirse, neyi isterseniz.

Gelelim Hafıza Sarayına, hafızaya yerleştirilecek bilgiler için zihinde hayali olarak yaratılan bir yerin veya mekanların bulunduğu bir saraydır. Bu bir saray olmak zorunda değildir. Tamamen size bağlıdır. Benim başta iki katlı, kış bahçeli büyük pencereleri olan bir evim vardı -şimdi değişti ama hala var arada kafa dinlemeye gidiyorum mevsim hep kış orada – Bu evde bir kontrol odam vardı unutmak istediğim bilgileri holografik bir biçimde odaya getirir bir kutuya sıkıştırır yanımda bulunan bilinçaltına inen deriin, uzuun bir boruya atardım. Kutuyu kilitlemeli unutmadım yoksa anılar çıkar gibi gelirdi bana – unutmaya karşı direnç olarak yorumlarım- borunun kapağını kapatıp önce ateşle yakar, suyla yıkar havayla süpürürdüm. Başım, gönderdiğim kutuyu bilinçaltı çukuruna inene kadar takip ederdi.

Bir metinin havada ipsiz askısız durması saçmadır değil mi, sadece gerçek hayatta. Ya da bir insana dokununca onunla alakalı bilgilerin kafasının üstünden görünmesi? Saçma görünebilir ama beyin saçmalığı sever ve daha çabuk hatırlar. Hafıza Sarayınız için de bu saçmalıklar normal olmalıdır ki bilgi, hafızanızda daha çabuk yer edinsin. Domateslerin üzerine isim kodlarım, okumak istediğim kitapları rafsız bir şekilde duvara havada kalacak şekilde dizer, çağırmak istediğimde elimle çağırırdım. Fantastik düşünün yani. Daha kolay hatırlayabilmeniz için istediğiniz kadar saçmalayabilirsiniz. Mantığa uymayan ne varsa bu Sarayın işi. Kimse size sizin sarayınız şöyledir, böyle olmalıdır da diyemez tamamen sizin hayal gücünüze kalmış.

Aşağıda kendi hafıza sarayı tekniğimden sadece bir kesit paylaşacağım. Ayrıca Hafıza Sarayı’nı oluşturmak ile ilgili bir nebze bilgiyi aşağıdaki videodan öğrenebilir ve ne demek istediğimle alakalı daha çok izlenime sahip olabilirsiniz.

Yazının bu bölümünden sonra ufak bilgiler vererek devam ediyorum.

Sizi kendi hafıza sarayıma götürürken aslında sizin hafızanızda da ister istemez nasıl bir mekan kurgulayacağınız şekillenecek. Hafıza Sarayınızın her şeyini kurgulamalısınız ve her şeyi istediğiniz gibi döşeyebilirsiniz. Bir nesneyi bir yere tek tek yerleştirmek zorunda değilsiniz orada olduğunu düşünmeniz yeterli. 🙂

Şimdi, sizlere kendi Hafıza Sarayımı nasıl kullanıyorum bunu anlatmak istiyorum. Lütfen okurken tasvir edin.

1-) 10 dakika kadar bir sürede öğrenmem gereken o metini hafıza sarayımın neresine, nasıl kodlayacağım diye düşünürken aklıma bembeyaz köşeleri olmayan boş bir oda kurgu etmek geldi.

a3

 

Hafıza Sarayımda hemen yeni bir oda açtım. Bembeyaz, köşeleri olmayan büyükce bir oda. (Bana ilginç gelmesi için böyle yapıyorum) Hocanın verdiği metini bazı simgelerle bağdaştırıp buralara kısım kısım yazacağım. Anlatacağım yere geldiğimde ise o kısımı düşünmem yeterli. Beynimiz görselleri daha çabuk kavradığından bazı metinleri görselleştirdim.

Metin demişken, şöyle birşey de geçti aklımdan;

Sizlere bu yazıyı yazma kararı aldığımda o an aklıma “Bir metin 10 dakikada nasıl öğrenilir?” başlığı geldi. Not edecek imkanım yoktu o an hafıza sarayıma kaydedeyim dedim. Görsel eklemeden sadece metin olarak denedim 2 dk. sonra unuttuğumu farkettim. Daha ilginç olması adına bazı kelimeleri görselleştirdim. Cümle içindeki “metin” kelimesinin yerine Kardeş Payındaki Metin’in fotoğrafını koydum.

O zamanlar her metin yazışımda o geliyordu aklıma 😊 “Nasıl” kelimesini de ingilizce olarak şekilli, kalın bir biçimde yazdım. Metini unutursam bile hatırlamam için görselleri hatırlamam yeterli. Yazının başına oturduğumda kaç gün evvel ki başlığı istediğim zaman kolayca hatırlayabilmiştim.

2-) Peki nasıl yaptım?

sherklock-mind-palace

Kurguladığım oda, aşağıda göreceğiniz fotoğraflardaki gibi değil elbette. Beynimiz eşyaları gerçek hayatta nasıl gördüyse öyle hatırlar. Aşağıya nazaran bendeki çok daha gerçekçi ve canlı. Size tasvir ettirebilmek adına basit bir görsel hazırlayınca tamamen bendeki gibi olmadı haliyle ama siz olayı biliyorsunuz. Gözünüzü kapatın ve bembeyaz bir oda düşünün.

 

3-) Öğrenmek için metini üçe bölüyorum kısım kısım kodluyorum odaya.

Birinci kısmı beyaz odanın içinde göz hizama denk gelecek şekilde aşağıdaki görseldeki gibi tasvir ettim. .

fotograf1

4-) İkinci kısım biraz daha ayrıntılı.

fotograf2

 

 

5-) Üçüncü kısımı da ikinci kısımın hemen altına gelecek şekilde kodladım kafamda.

fotograf3

6-) son kısım ise biraz daha basitti.fotograf4

ve tahtaya çıkıp anlatmaya başlayınca tek yapmam gereken beynimde özellikle görselleri hatırlamamdı. Sonrası ip söküğü gibi geldi. 🙂

Umarım bir nebze de olsa anlatabilmişimdir. Dilerseniz sizde aklınızda ki Hafıza Sarayının nasıl olduğuna dair yorumlara yazabilirsiniz.

Hoşcakalın, selametle 🙂

 


0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.