Ülkemizdeki Eğitim Sisteminin nasıl olması  gerektiğini lafla değil yaparak, bahanelere sığınarak  değil çözüm arayarak gösteren bu koca yürekli Ahmet hocayla tanışın.

Yıllardır eleştirip duruyoruz fakat genelimizin çok bir şey yaptığı yok.  Bahanelere sığınıyoruz. Fikir güzel ama uygulama da tık yok.

Yazıyı okuduktan sonra izleyeceğiniz videoda göreceksiniz veliler “Burası Esenler burada böyle şeyler olmaz olursa da ücretli olur” diyerek çocukların gelişimine çok büyük katkı sağlayan etkinlikleri bulamamanın zor olduğuna değiniyor. Fakat Ahmet hoca bir fikirle karşılarına çıkıyor ve veliler de “Size mi kaldı ülkenin geleceğini kurtarmak!” demiyor. Hocamızın dediği çok güzel bir söz var:

“Bahane üretmek çok kolay.  Burası Esenler diyebiliriz,Bağcılar diyebiliriz görev süremizi doldurup belki buradan daha iyi bir yere gidebiliriz.Ama o zaman da gerçekten tam anlamıyla acaba öğretmenlik yapmış olur muyuz?”

Şimdi. Ahmet Hoca’nın sınıfına gidelim,neler yaptığını görelim ve nasıl ders işliyorlar,veliler nasıl yardım ediyor görelim.

1.İşe bulunduğu sevimsiz ortamı değiştirerek çocukların ilgi ve alakasını çekmek için sınıfı değiştirmekle başlamış

ahmet-ogretmen-sinif-tasarim

Sıradan, gri bir sınıftan renkgârenk, ilkokul öğrencilerinin ihtiyaçlarına uygun bir sınıf tasarlayan öğretmen o. Eline aldığı fırçayla sınıfını boyuyor. Gökkuşağından, Güneş’e, küçük bir kitaplıktan ağaç şeklinde panoya kadar sınıfını baştan tasarlıyor.Ürettiği fark, diğer öğretmenlere de örnek oluyor. Ahmet Öğretmen’in sınıfından sonra okulda 8 sınıf daha renklenmiş durumda. Okuldaki 28 dersliğin tümünün bu şekilde yapılması planlanıyor.

ahmet-ogretmen-sinif-2

Ahmet öğretmen, sınıfı tasarlama sürecini şu sözlerle anlatıyor: “Velilerimle imece usulü çalıştık. Bir boyayı velim getirdi. Bir öğrencimin dedesiyle birlikte hafta sonu sabahtan akşama kadar duvarları boyadık. Çuvalları velilerim dikti. Gökkuşağı tüllerinin çok fazla masrafı olmadı zaten. Bu sınıf ne kadara mal oldu derseniz, hani öğretmenler sene başında velilerine sınıf için bilgisayar aldırırlar ya işte o bilgisayarın parasına 3 tane böyle sınıf yapılır”

ahmet-ogretmen-sinif-3

ahmet-ogretmen-sinif-tasarlama-5 ahmet-ogretmen-sinif-tasarlama-6

Ahmet öğretmen meslektaşlarına ve ebeveynlere de şu tavsiyelerde bulunuyor:

“Okumayı yazmayı öğretmek temel amaç olmasın. Çevrenize bakın. Ahlaklı ahlaksız iyi kötü, başarılı başarısız herkes okuma ve yazma biliyor. O zaman farkı yaratan başka bir şey. Bırakın güzel yazmasın. Benim yazım berbattır. Okumayı öğretmeyelim okumayı sevdirelim. Matematiği öğretmeyelim matematiği sevdirelim.”

ahmet-ogretmen-sinif

 

Her insanın öğrenme zekası farklıdır. Balık olanı uçmaya, kuş olanı yüzmeye zorlamadan her öğrencinin zekasına değinecek şekilde ders işleniyor.

Sabah rap müzikle derse başlanıyor 🙂

Rap müzik diyip geçmeyin bu müziğin çocuk gelişimine bir çok katkısı var. Klasik yöntemlerin aksine eğitime olması gereken boyutu getirenAhmet Naç hocamız, rap müzik hakkında fikirlerini şöyle söylüyor

“Öğrencilerin eğlenceli ortamda enerjilerini atabilecekleri, ritim duygusunu kazanabilecekleri, bireysel ve grup çalışmalarına iştirak edebilecekleri o ortama kendi istekleri ile katılmalarını istedim. İçinde birçok kazanım var ilkokula dair, onların öğrenmesi gereken. Çok kolay şekilde şarkı eşliğinde öğrendiler.”

4.Okulda kütüphane, resim atölyesi, spor salonu yok. Ancak Ahmet Öğretmen durmuyor, bende yok diye birşey yok diyor ve sınıfın dışına taşıyor.

ahmet-ogretmen-disarida-resim-etkinligi

41 kişilik sınıfta yer sıkıntısı yaşayınca bahçeyi atölyeye çeviriyor.

5.Okulun bahçesindeki basketbol potaları birinci sınıf öğrencilerinin boyuna göre çok yüksek. Başka bir spor yapmak için malzeme de yok. Ancak Hocamız, velileriyle birlikte buna da bir çözüm buluyor. Demirciden direkler kestiriyor, velileri plastikten tenis filesi yapıyor. Uygun bütçelere raketler ve toplar alınıyor. Şimdi 1-E sınıfı öğrencileri tenis oynuyor. Çocukların boylarına özel ayarlanabilen basketbol potaları da alınıyor.

ahmet-ogretmen-basketbol

6.Anneler, beden derslerinin öncesinde her hafta okula gelerek, tenis filesini ve basketbol potalarını kuruyor. Üşenmeden ağır malzemeleri depodan bahçeye taşıyor. Ders bittikten sonra da kaldırıyor.İnanması zor ve harika bir şey bu.

ahmet-ogretmen-veliler

Ayrıca bunlar tamamen veliler ve öğretmen eseri. Okul veya herhangi bir sponsor desteği yok.

Veli Arzu Karagöz, eğitimle ilgili alınan her malzemenin kendi bütçeleriyle yapıldığını anlatıyor:

“Sponsorumuz, okulun herhangi bir katkısı olmadı. Öğretmenimiz istediği zaman veliler sevinçle karşıladı. Sınıf içinde 41 kişiden para toplanarak elde edildi her şey. Ahmet Bey’in öğrettiği tenis, basketbol bunlar hepsi ücretli sporlar. Her okulda olan şeyler değil. Hele ki Esenler gibi bir yerde böyle spor dallarını öğrenmek istesek yok. Çocuklarımızı tenise gönderecek yer yok Esenler’de. Hadi buldunuz, ücretli. Her ailenin bütçesi buna elverişli değil.”

7.Ahmet Öğretmen bahane üretmiyor.Okulda ürettiği bu değişimin kolay olmadığını anlatan Hocamız, “Bu okula ilk geldiğimde sınıflara çivi dahi çakılmayacak dendi. O noktadan bu noktaya getirmek biraz sabretmek, güçlü durabilmek ve insanlarla doğru iletişim kurmakla oluyor. Güzel bir şey yaptığınız zaman, sonuçları da güzel olunca mutlaka devamı oluyor. Öğretmenler de örnek alıyor, idareciler de ‘Doğru bir şeymiş’ deyip destek vermeye çalışıyor” diye konuşuyor.

ahmet-ogretmen-7


 

Ahmet Naç’ın öğrencileriyle birlikte Soma faciasında yaşamını yitirenler için 2014 yılında hazırladığı kısa film

Kaynak – Kaynak – Kaynak


1 yorum

kaan · Mayıs 10, 2016 7:07 pm tarihinde

böyle bir öğretmenimiz oldu da biz mi rafael nadal olmayı biz mi seçmedik 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir