Görme yetilerini kaybettikten sonra görme temelli algılarını işitme ve dokunma temelli bir algıya dönüştürerek hayata iştahla sarılmış bu kardeşleri tanımak gerektiğini düşünüyorum.

Şimdi kameralarımızı İstanbul Hukuk Üniversitesini Birincilik ve İkincilik ile bitiren bu iki kardeşe yöneltiyoruz 🙂

 

1.Hayata ikiz olarak gelen Kerim ve Selim kardeşler doğumdan sonra yavaş yavaş görme yetilerini kaybetmişler. Ve lise çağında tamamen kör olmuşlar.Peki bu onları engellemiş, hayattan koparmış mı? Hayır!

ikiz-kardesler

 

2.On dört yaşına geldiklerinde dede yerine koydukları eniştelerinden öğrendikleri satranç’ı oynamayı bırakmamışlar.. Öyle ki bu bağlanma, onları görme engelliler milli takımı oyuncusu olarak yurt dışında ülkemizi temsil etmeye kadar götürmüş.

kerim-selim-altinok-kardesler-satranc

Kerim ve Selim Altınok kardeşler

 

2.Yazılanları uzaktan okumakta zorluk çektikleri için sınıfta en ön sıranın ortasında oturuyor,bu yetmiyor tahtanın yanına kadar gidip harfleri ancak seçebiliyor,yerlerine dönünce de akılda tuttuklarını deftere geçiriyorlarmış. Okul yılları sekizinci sınıfın sonuna kadar böyle geçiyor.

kerim-ve-selim-altinok-kardesler-1-600x400

3.Gözlük takıyor,her gün bir tane ilaç ve A vitamini alarak durumu idare etmeye çalışıyorlar. Anne ve babaları olaya duygusal yaklaştıklarından durumun iyiye gideceğini düşünüyor ve durumlarının kötüye gitme gerçeğini göz ardı etmişler.

vitamin

4.Zamanla baba durumu anneden daha önce kabullenip arayış içine giriyor ve duygusallığı bir köşeye bırakıp çocukları için bir gelecek arayışına giriyor. İlk adımı ise bir gazete haberi görmesiyle atıyor. İstanbul Reşitpaşa’da bir rehabilitasyon merkezinde görme engellilere eğitim veren ve onları hayata kazandırmak için uğraşan bir kuruma başvuruyor.

rehabilitasyon-merkezi-

Rehabilitasyon Merkezi izlenimlerini şöyle anlatıyor kardeşler:

Gittiğimizde ilk öğrendiğimiz şey körlüğün yalnızca bize özgü olmadığıydı. O ana kadar hiç kör arkadaşımız ya da tanıdığımız olmamıştı. Görmemek orada gayet doğal bir durumdu. Hatta körlükle ilgili  espriler gayet doğal karşılanıyor,fıkralar anlatılıyordu. Göz engeli öyle korkulacak saklanacak bir şey değildi.

Diyor ve Rehabilitasyon eğitiminin kendilerine kazandırdıkları birçok şeye değiniyorlar. Bu sadece bir kaçı..

Ellerine beyaz bastonu hocalarının desteği ve takibiyle alıp yürümeye başladıklarında  “yepyeni dünyalara yelken açmış olduk” diye düşünüyorlar. İki üç aylık eğitimden sonra ilk defa Emirgan’dan otobüse binip Eminönü üzerinden Bakırköy’deki evlerine yalnız başlarına gidişlerini hiç unutmuyorlarmış. 🙂

5.1981’de üniversite sınavına giriyorlar ve yanlarındaki görevlinin soruları ve şıkları okumasıyla sınavı tamamlıyorlar. Devlet herhangi bir ek süre tanımıyor ve şekilli sorulardan da sorumlu tutuyormuş o zamanlar..

gorme-engelli-sinav-

Şekilli soruları boş bırakıyorlar ama diğer sorularda ki başarıları sayesinde hukuk kazanıyorlar..

 

6.Hukuk kazanıyorlar ama iş burada başlıyor. En başlarda ürktüklerini söyleyen Altınok kardeşler,bu ürkmeyi kısa sürede atıyorlar ve kabartma yazıyı bildiklerinden Braille alfabesi kullanıyorlar. Kendilerine özel bir çalışma sistemi geliştirmişler. Her gün derslerde düzenli olarak not tutmuşlar. Selim bey yazıyor Kerim bey ise yetiştiremediği şeyleri hafızasına atıp dersten sonra veya evde ekliyormuş.

altinok

 

Görme engeliyle ile ilgili bilmemiz gerekenleri ve bizzat yaşayanından düşüncelerini okuyalım:

 

 

Kör bi insanla ile birlikteysek nelere dikkat etmemiz gerektiğini şöyle anlatıyor kardeşler:

baston_m

Biz her gün sokakta gördüğünüz, herkes gibi insanlarız: yalnızca görmemek gibi bir engelimiz var,sesinizi yükseltmenize ya da çocukmuşuz gibi davranmanıza gerek yok. Ne istediğimizi yanınızdaki kişilere sormayın. Sık sık başımıza geliyor diyor ve ekliyor “Çayına şeker ister mi?” diye yanımızdakilere soruyorlar. Halbuki o sorunun muhatabı benim,ben olmalıyım Çünkü işitme engelimiz yok!

Bağımsız bir şekilde yürümek için beyaz uzun bir baston kullanabilirim veya kolunuza girmeyi rica edebilirim.Kararı bana bırakın ve lütfen hemen koluma sarılmayın.İzin verin ben sizin kolunuza gireyim yükselti ve çukurları önceden sezebilmek için sizden bir adım geride yürümem gerekir.

1.Kör ya da genel olarak engelli bir çocuğu olan ana babalara ne önerirsiniz?

isitsel-algilama

Eğer engelli çocuğunuz varsa şunu asla unutmayın:Durumu baştan kabullenin,duygusal yaklaşımlarla engeli görmezden gelmek çözüm değildir.belki bir süre için kendinizi avutabilirsiniz ama sorun ortadadır ve böyle davrandığınız takdirde sorun daha da büyüyecektir.Engelli çocuklarınızı asla eve kapatmayın,onların eğitimine önem verin ve bilin ki,bu çocukları kurtaracak olan eğitimdir.Onların hayata katılmalarına ve topluma karışmalarına fırsat tanıyın.

Görmeyen çocukları olan aileler,çocuklarını ilginç oyuncaklarla eve bağlayıp sokaktan uzaklaştırmaya çalışıyorlar.Bana göre bu öncelikle bir kendine güvenmeme sorununu beraberinde getiriyor ki sonradan bunu aşmak kolay değil.Dış dünyadan yalıtılmış çocukların bağışıklık sistemi de zayıflıyor. Biz hala kış geldiğinde aynı anda ya da az arayla çabuk grip ve nezle olabiliyoruz. Bunlar bize çocukluk yıllarından yadigâr diye bakıyoruz.

Şunu hiç unutmamak gerek: Gören bir insanın görme gücü ile görmeyenin ki arasında normalde hiçbir fark yoktur.Görmeyenler doğal olarak işitme duyularını daha çok kullandıklarından beynin, işitsel algıları değerlendirme yeteneği daha da gelişir,durum bundan ibaret.Böylece bir kör,karşıdan gelen kişi örneğin üzgünse bunu,gelenin adımlarının temposundan ya da konuşurken sesine yansıyan hüzünden anlayabilir.Körler tınıları,görenlerin sadece görmeye odaklanıp kulaklarından,tenlerinden kaçırdıkları pek çok şeyi yakalar.Yaprakların hışırtısını,dalgaların sesini,vapur düdüğünü,yosun kokusunu duyar.Görenlerin göz ardı ettiği şeyler,görmeyenlerin yakaladıklarıdır ve görenlerin kör oldukları dünya,onların bulup çıkardıkları hazinelerdir.

 

3.Görmeyen bir insan,genellikle içinde bulunduğu ortamın yapısını duyduğu seslere,dokunma duyusuna ve hava akımının gelişine göre değerlendirip kafasında bir mekan şekli oluşturur:Karşısında bulunan insanlar ve eşyalar konusunda bir derinlik duygusuna sahip olur.Konuştuğu ya da yeni tanıştığı insanlar için zihninde bir imaj bile oluşur.

analiz

“Entelektüel* dünyasını geliştiren görme engelli bir insanın körlüğünü düşünecek ya da hatırlayacak zamanı yoktur diyor Altınok kardeşler”

Şimdilerde: Ülkemizdeki engellilerin gerek ekonomik gerekse sosyal bakımdan bugünkü koşullarından daha iyisine sahip olacakları bir toplum düzeni hayal ediyoruz diyen kardeşler: Engelliler yasasını hazırladılar, Kabartma ve CD kitap hazırlama projeleri var. Kendileri YGA* da Hayal Ortağı.

Söyledikleriyle,yaşadıklarıyla ve azimleriyle bize bir çok şeyi öğretmiş oluyorlar aslında. Bu güzel tavsiye ve azim edip bizlere örnek alabileceğimiz bir hayata vesile olan bu abilere teşekkürü borç bilirim..

YGA: 2000 yılında Türkiye’de kurulan uluslararası bir Liderlik Okulu, kar amacı gütmeyen bir sivil toplum örgütü.

Entelektüel: Zekâsını ve analitik düşünme yetisini mesleği gereği ya da şahsî amaçlarına erişmekte kullanan kişi.

 

 

Kaynaklar:Doğan Cüceloğlu ‘Gerçek Özgürlük’, Kenneth Jernigan  ‘Körlüğün nezaket kuralları‘ , Selim Kerim kardeşler Web Sitesi


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir