İnandığın her şeyin yalandan ibaret olduğunu fark etmek en kötüsüdür.

Rüzgâr yüzünü okşadı. Açık hava her zaman onu rahatlatır zihnini berraklaştırırdı. Aklına gelen en iyi projeleri, fikirleri ya yürürken ya da tek başına doğayı dinlerken edinirdi.

Derin bir iç çekti, “acı,” diye düşündü. Tüm bu yaşadıkları, hayal kırıklıkları ruhunu yakan pul biber gibiydi. Soluğu kesildi. Yıllardır her ne yaptıysa, nelerden vazgeçtiyse bir amaçla yapmıştı. Şimdi tüm bu yaşadıklarının bir hayal kırıklığı olduğunu anlamıştı. Ne büyük acı diye düşündü. İnsanın bir yaşama nedeni olduğunda yaptığı şeyler bir anlam kazanıyordu. Şimdi o anlamı yitirmişti. Böyle bir şeyi daha önce hiç deneyimlememişti, o her zaman ne yapacağını bilirdi. Şimdi hiçbir şey bilmiyordu ve artık umurunda da değildi.

Canı hiç içmemesine rağmen sigara çekti. Paketi açtı ve sigaradan bir yudumu ilk defa o gün aldı. O artık eski o değildi, içinde bir şeyler değişiyordu. Şimdiye kadar getirdiği kişiliğini, tüm ömrünü sorgulaması gerekiyordu. Başarısız olduğu kanısına vardı. “Her şeyi yanlış yapmışım, ne safmışım.” diye düşündü. Hayatın, iyi bir insan olursa onun işlerini her zaman kolaylaştıracağını düşünürdü belki de gerçeklik ile ilk defa karşılaşıyordu. Bir şey istiyorsan onu alacaksın.

Tüm bunları düşünürken sosyal medyada tam da kendi düşüncelerine değecek şeyler görüyordu: “Sen vejetaryansın diye boğaların sana saldırmamasını bekleyemezsin.” Şu da olabilirdi.: “Sen üzgünsün diye dünya durup şans yol vermeyecek.

Sahi bu nasıl oluyor, ihtiyacım olan söze tam da şimdi şu an da nasıl denk geliyorum? Bu kaderden mi oluyor yoksa dedikleri gibi sosyal medya zihnimizi mi okuyor, belki de böyle düşündüğüm için bu paylaşım sadece dikkatimi çekiyordur.” diye düşündü. Sonra eliyle boşver der gibi salladı kendi kendine. Bu durumda bunu düşünmeyeceğim.

Böylece madalyonun gerçek yüzü ile tanışmış oldu. Acı gerçek ile..

Kategoriler: Günce

0 yorum

Bir yanıt yazın

Avatar placeholder

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir