Uzun süredir okumaya niyetlendiğim Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu kitabına nihayet bu yazıyı yazdığım gün başlamış bulunuyorum. Kitabın başlarında ilk ağızdan hikayesini bize anlatan başkahramanımız öğretmeninin kendilerine “çocukluğunuza ait hatırladığınız ilk hatırayı yazın bu sizi mutlu eder” gibi bir şey söyler kahraman da düşünür bunu okurken kendi kendime “benim hatırlayabildiğim ilk anım ne?” diye sordum.

Esasen, önemsemediği şeyleri hatırlamayan, dalgın ve unutkan biriyimdir. Çocukluğuma dair birçok şeyi hatırlamadığım gibi şu anki hayatımda da her şeyi detayıyla hatırlayamam – eğer önem vermemişsem-

Sherlock dizisinde bir keresinde şöyle bir replik geçmişti Sherlock beynini göstererek hafızasını işaret eder ve bu benim hard- disk’im boş şeylerle dolduramam- demişti. Bu tabir hoşuma gitmişti. O günden sonra bu replik prensibini aldığım bir felsefe haline gelecekti. Üzerinde durmayacaksam herşeyi hatırlayıp zihnimde yer etmesinin gereksiz ve ağırlık olacağını düşünenlerden biriyim.  Çok öncesini hatırlayamayışımın sebebi nedir bilinmez ama bu prensibi sonrasında hayatımda uygulamaya çalışacaktım.

Hatırlayabildiğim ilk anıyı düşündüğüm de kardeşimin doğumu olduğunu keşfettim. Birçok detay var ama eve ilk gelişini hatırlıyorum. Düşünüyorum da o zamanlar çocuk dahi sayılmam 10 yaşındaymışım ve bende daha gerisi yok sanıyorum. Çocukluğuma dair anlatılanlar ve fotoğraflar hariç hiçbir anımı neredeyse hatırlamıyorum. Böyle olan var mı aranızda yoksa ciddi ciddi bir problem olduğunu düşünmeye başlamalı mıyım? 🙂

Herhalde Arda’nın doğumu bende yaşattığı kalıcı izlerden dolayı yer edindi hafızamda. Derler ya söylenenler unutulur hissedilenler hatırlanır diye o herhâlde.

Evet eve gelişi.. O zamanlar sahip olduğumuz Ford Focus’dan annemlerin inişi, -bu arabayı da çok severdim sürmek hiç nasip olmadı – annem gelecek diye yengemlerin evdeki hazırlıkları, kardeşimin henüz açılmamış çipil çipil gözleri.. Hatırlıyorum da “bunun gözleri hep böyle mi kalacak? ” diye sormuştum Annemlerde “tabii ki kalmayacak, yavaş yavaş açacak gözlerini” demişti. 🙂

Yazarken bile mutluluk hissediyorum. Kardeşimi ben istemiştim – yalan olmasın kız çocuğundan yanaydı gönlüm- sonra Arda doğdu elbette çok sevindim. İsminin Arda Resul olmasını teklif ettim kabul edildi. Abimin ismini Annem, benim ismimi Abim, Arda’nın ismini bırakmakta bana düşmüştü. Annemin dediğine göre ismini koyduğum bu çocuğun büyümesinde anneme olabildiğince seve seve yardımcı olmuşum.

Sahi size kardeşimden bahsetmiş miydim?

Doğumunu hatırlıyorum. Hastanedeyiz -henüz on yaşındayım- yine yaptığım bir yaramazlıktan dolayı amcamların bana kızdığını hatırlıyorum ama sebebinin ne olduğunu hatırlamıyorum – annem doğum odasında günlerden bir cuma günü 12.00 suları. Bir yandan kardeşimin doğumunu bekliyorum ama bunun korkulacak bir yanı olmadığını bana söylemişlerdi ve ben zaten biliyordum. Sakinim yani ama bir yandan da amcamlara kendimi affettirmem lazım diye düşünürken -bu kadar yaramazlığa bir de bolca can acıtan vicdan yüklemişlerdi bana- aklıma ajitasyon geldi. Normalde çok konuşkan, hareketli bir çocuktum yerimde duramayan bir yapıya sahiptim. Yaşım farketmez gittiğim yeri tek başıma gezip keşfetmek ister yabancı insanlarla tanışma cesaretini gösterebilirdim. Ama o gün kendimi affettirebilmek adına annemin içeride oluşundan kaygı duyuyormuş gibi bir izlenim vermek geldi aklıma bunun için bir köşeye çekilip sessizce durdum. Amcamlar bunu bir süre sonra farkettiler tabii “n’oldu oğlum, neyin var?” diye sordular.

“Anneme bir şey olmaz değil mi amca?”

Bak bak, nasıl acındırıyor kendini. Yaptığının yalan olduğundan utanmasa neredeyse ağlayacak, bunu gören amcamlar yelkenleri indirdiler teselli etmeye başladılar “hayır oğlum, sağ salim çıkacak annen inşallah, kardeşin de öyle sağ salim doğacak vs.” istediğimi aldıktan sonra vicdanım da rahatlayıverdi ve normale döndüm.

Çok küçükken -yaşımı hatırlamıyorum – GTA Vice City yeni çıkmış annemlerden çok istiyorum almıyorlar Adilcevaz çok küçük tabii oyun falan gelmiyorakşam saatleri Van’da olduğumuz bir gün farkedilmeyen bir anda arabadan inıyorum geçtiğim yerleri zihnimde kodlayarak ilerliyorum. Yoldan geçen bir gence oyunu nereden alabileceğimi soruyorum bir avm’yi tarif ediyor eşlik edebileceğini söylediğinde tereddüt ediyorum “sigara içiyoruz diye kötü mü oluyoruz gel oraya kadar eşlik edeyim” diyor temkinli bir şekilde ilerliyorum avm’ye giriyorum oyun 5. kattaymış yukarı çıkıyorum oyun cdsini alıp  geldiğim yerden geri dönüyorum..

Geliyorum ama bir vaveyla havası hakim. Kuzenim bir yerde eniştem bir yerde annem arabada feryat figan ağlıyor geldiğimi görünce şok geçirdiler kadın şoktan kızamadı bile bir de şey demiştim “o kadar alın dedim almadınız gittim kendim aldım”  kadın herhalde artık kabul etti beni haha. Normalde azar ya da dayak bekliyordum o kadar endişelenmeye gelir diye düşündüm ama ama bir şey demedi ☺️

Arda doğmadan önce anneme bir defterin iki yüzünü laptop gibi yapıp çocuk için yararlı neler yiyebilir neler yememeli diye bir diyet listesini barındaran bir web sitesi tasarlamıştım. Haha, düşünüyorum da google’dan falan yararlanmamıştım kendi kafamdan yazmışım. Böyle defteri açınca laptop gibi görünüyor, başlat simgeleri falan hepsi var -bilgisayara çok meraklıydım – bir web sitesi açık işte, orada yemesi gereken besinler yememesi gereken şeyler gibi bilgiler var.  Her gün bir ekmeğe sürülecek reçel,bal,zeytin peynir gibi şeyler yenilenecek, şu şu şu yenilmeyecek gibi direktifler yazmışım. Annem sonrasında bal, reçel gibi şeylerin serbest olmasından dolayı hayatımda gördüğüm en iyi diyet listesiydi demişti😆

Bir şekilde çocukluk yaşantılarının insanın kişiliği üzerindeki etkilerini bildiğim için Arda’nın çocukluğu boyunca yaşayacağı şeylerin sonradan kendisini etkileyeceğini ve geri dönüşünün zor olabileceğini düşünerek her şeyine dikkat etmeye çalıştım (bu anlamda Freud’cuyum galiba bu düşünce biçimini litarütüre kazandıran kişidir.)

İzlediği çizgi filmlere, konuştuğu aksan biçimine kadar her şeyiyle. Arda’yı etkileyebilecek bir şekilde küfürlü konuşamaz, haksız yere kızılamazdı benim yanımda. Türkçeyi güzel kullanmasına özenle dikkat ediyordum izlediği çizgi filmler vd. de buna katkı sağlıyor ve çocuk haliyle çok güzel konuşuyordu. O kadar tatlı bir çocuktu ki henüz 4-5 yaşlarındayken römorktan düşüp dalağı patladı, karaciğeri zedelendi garibimin. Ameliyatlar geçirdi 14 gün elleri kolları bağlı sırtüstü yatmak zorunda kaldığı zamanlar acı veren günlerdi.

Bu tatlı dili istediği her şeyi yaptırabilecek, tüm kalkanları indirebilecek güçte bir şeydi benim için. Varsa kendi kardeşinizden bilirsiniz belki. Bana bir şeyi yaptırmak istediğinde “Abiiy, noluuyy” diye bir istemesi vardı her şeyi yaptırabilirdi. Kendisi şu an 17 yaşında geçen gün bir şey istedi bende olmaz dedim farketmeden “Abi,nolur” deyince bu anısı aklıma geldi bir mutlu oldum  “tamam, olur” dedim 🙂

Hâsılı, benim hatırlayabildiğim ilk anı Arda idi. Düşünüyorum, herhalde ben Arda’nın gelişiyle kendimi mutlu hissetmişim, kardeşlik krizine girmemiş olmam kendi adıma sevindirici. Arda hakkında birçok şey anlatabilirim pek tabii ama bence bu yazının nihayeti, hatırladığın ilk anının sana mutluluk vermesinden kaynaklı hissetmen gereken şükür ve mutluluk olmalı.

Elbette, hatırladığı ilk anısının kendisini mutlu etmeyeceği hatıralara sahip olanlarımız da var mutlu etmeyen anılara hepimiz sahibiz ama diyorum ki bizi mutlu eden ilk anıyı baz alıp bunu diğerinin yerine mi koysak, çocukluğumuzun şemsiyesinde mutlu anımız olup sonraki gelenleri onun gölgesi altına mı bıraksak artık, mutlu hissetme zamanı gelmedi mi?

Hayat zor, hayat acı ama mutluluklar da var. Sizin hatırlayabildiğiniz ilk mutlu anı hangisi? Paylaşmak isterseniz okumaktan mutluluk duyarım.

Hoşçakalın.

 


2 yorum

Arda Resul · Haziran 30, 2022 2:58 pm tarihinde

Ben Arda bende Abimin gibi kendi hatırladığım ilk şeyi yazmak istedim ve bu beni gayet mutlu hissettirir. Yukarda okuduğum zaman doğru söylemeliyim gözlerim doldu ve bende yazmak istedim benim ilk hatıram bu değil ama komik bir anımı yazmak isterim”Bir gün yine evde oturuyoruz bizim eve 0.5 lik sular gelirdi daha küçüğüm sürahi ye sürahi değilde lavabo derdim ne biliyor daha küçüğüm eve su geldi bende suları tek tek sürahinin içine döktüm annemle abim de odada oturuyorlardi gidip onların yanına (Abi tüm suyu lavaboya döktüm) dedim ve sonra abim gil bana çok kizdilar(bir iki tanede vurmuş olabilirler) sonra bende ağlayarak onları mutfağa götürdüm ve gösterdim abim gil o anı görünce çok pişman oldular ve hemen bende özür dileyip bir tane kebap dürüm aldılar” benim de bir anım buydu ben abimi çok üzdüm bunun pişmanlığını çok yaşıyorum gecmisdeki hatalaraimdan dolayı çok pişmanım umarım tüm hatalarımdan dolayı beni affedebilirsin abi benim ilk anımda değil benim tüm anilarimda sen varsın iyisiyle kötüsüyle sen bana kendi babamdan çok babalık yaptin seni çok sevdiğimi bil abi bilki ne olursa olsun arkanda küçük dağ gibi bir kardeşin var seni her zaman sevecem ne olursa olsun abim benim çocukluğumun kahramini

    Beraat · Temmuz 1, 2022 11:53 am tarihinde

    Haha sen bunu buraya yazıp yüzyüze konuşmayana kadar sürahi olayını hatırlamamıştım. Düşünüyorum da ne komik kebabı kapmışsın ama 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.