Gelişen teknolojimiz ve bilgiye açlığımız sebebiyle birçok ruhsal- biyolojik hastalıklara, farklılıklara dair bilgi sahibiyiz artık. Bizler, diğer insanlar onların farkında oldukça hayata tutunmaları, yer edinebilmeleri ve kabul görüp; zorluk çekmemeleri daha kolay oluyor. Ki bu, onların hakkı. İşte bu hakka sahip olan bir farkındalığa değiniyoruz: Otizm

Yazıyı iki bölmede okuyabilirsiniz. İlk olarak Otizm hakkında bilgiler edinirken aynı esnada araya sıkıştırılmış kısa videolarla karakteriksel özelliklerine bakacaksınız. Burada, kendilerine has davranış kalıplarını göreceksiniz ve kendileri hakkında ipucu edindiren bilgiler okuyacaksınız. Bu örnekleri The Good Doctor dizinsinde Savant sendromuna sahip Otizmli bir bireyi oldukça başarılı bir şekilde canlandıran Dr. Shaun’u konu edindik.

Sonrasında Otizmli bir birey ne ister? ile onlara dair öğrenmeniz gereken bilgileri okuyacaksınız.

1- Uzun adıyla Otizm spektrum bozukluğu (OSB), doğuştan ve ya yaşamın ilk yıllarında yaranan nöro-gelişimsel bir bozukluk olarak kabul edilir. Bununla birlikte günümüz araştırmalarınca Otizm’e sebep olan şeylerin genetik ve çevresel faktörler olduğu da düşünülmektedir. Ama kesin bir şey yoktur.

Otizm, beynin yapısını ya da işleyişini etkileyen bazı sinir sistemi sorunlarından kaynaklandığı sanılıyor. Çevresel faktörler için araştırmalar yapılmaktadır. Genetik faktörler için bulgular vardır. Fakat hangi genden ve kusurdan yarandığı şu an için söz konusu değil.

Günlük rutinlerine sımsıkı bağlıdırlar otizmli bireyler. Eşyaları neredeyse minimalistik bir düzene göre düzülüdür. Rutinlerininve düzenlerinin bozulmasından hoşlanmazlar.

2-Otizm, her ırkta, coğrafyada, her ailede ve toplumda görülebilmektedir. Bu bozukluk, çocuk yetiştirme özelliklerinden ve ekonomik düzeyden dolayı yaranmaz.

Yapılan bilimsel araştırmalar, otizmin çocuk yetiştirme özellikleriyle ya da ailenin sosyo-ekonomik özellikleriyle ilişkisi olmadığını göstermiştir. Otizm tüm ırklarda, etnik gruplarda ya da sosyal statüsü farklı gruplarda görülebileceği, ailenin gelir durumu, yaşam biçimi ve eğitim düzeyi ile otizm arasında bir bağ olmadığı vurgulanmaktadır.

Erken teşhisde bu konuda çok önemlidir.

Geçmişte 3 yaşına kadar teşhis edilmesi zor olsa da günümüzde 18 aylıkken teşhis edilebiliyor.Son verilere göre otizm, kızlara nazaran erkeklerde 4 kat daha fazla görülebiliyor ve her 150 çocuktan birinde görülüyor. Ebeveynler genellikle çocuklarının yaşamının ilk iki yılında belirtileri fark eder. Erken davranışsal ya da kavrayışsal müdahaleler çocukların kendine bakabilme yetisi ile sosyal ve iletişimsel yetiler kazanmasına yardımcı olabilir.

Onları eşyalarını, oyuncaklarını vs. tek sıraya veya üst üste koymada ki hassasiyetlerinden tanırsınız.

3-Otizm ruhsal bir hastalık değildir. Sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir gelişim bozukluğudur. Seviyeleri vardır: hafif, orta ve ağır.

Evet, bazı yönlerden ruhsal hastalığa benziyor gibi görünüyor sanki ama öyle değil. Otizm, tekrar eden davranışlarla tanımlanan beş yaygın gelişimsel bozukluktan biridir.

Otizm; ciddi bozukluklar gösteren bireylerden, daha az bozukluk gösteren bireylere kadar çok geniş bir çeşitlilik ile kendini gösterebilir.

Otizmli bireylerin ilgi noktalarında tek bir şey olur. 🙂 Akılları fikirleri sadece ondadır.

4- Otizm vakaları 1980 yılından bugüne kadar arttığı söyleniyor. Bunun nedeni ya bu bozukluğu yaşayan çocukları teşhisteki ilerlememiz. Yani otizmi olan çocuğu tanımada ki başarımız ya da kısmen tanı koyma yöntemlerindeki değişikliklerdir; bunun sebebinin ise gerçek prevalans’ın artıp artmadığının anlaşılamamasıdır.

prevelans: belirli bir nüfusta, belirli bir zaman dilimi içerisinde, çalışma kapsamında yer alan, belirli bir hastalık veya hastalıklara sahip tüm olguların oranıdır.

Mesela, kolayca ve hızla bulaşan fakat kısa bir sürede yok olan bir hastalık düşük bir prevalansa sahiptir.

Öyle çok istekleri yoktur. Aşırı Talepkârda değillerdir. Ama bir şeyi kafalarına koydu mu bırakamazlar. Dediğim dediktirler.

Burada Dr.Shaun,(dizide ki karakter) almak hep hayâli olan lcd bir televizyon aldıktan sonra hayranlıkla bakıyor.

5- Her otizm bireyi farklıdır. Bazısı zeka olarak çok geri olabilirken bazısı da savant sendromu, çok güçlü bellek veya müzik vb. gibi üstün yetenek ve özelliklere sahip olabilirler.

Bu yetenekler Otizm bireylerinin yaklaşık %10’unda görülmekte.

Bir kere çook havalıdırlar. Kendilerine özgü basmakalıp tekrarlayıcı davranışları da sadece onlara hastır.

                                                                     Sessiz ol!

 

 

Peki Otizm Belirtileri Nelerdir?

Eğer çocuğunuz;

  • başkalarıyla göz teması kurmaktan kaçınıyorsa, ismini söylediğinizde bakmıyorsa, söyleneni işitmiyor gibi davranıyorsa

 

  • parmağıyla ile istediği şeyi göstermiyorsa, oyuncaklarla oynamayı bilmiyorsa, akranlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermiyorsa, gözleri bir şeye takılıp kalıyorsa,

 

  • bazı sözleri tekrar tekrar ve ilişkisiz ortamlarda söylüyorsa, konuşmada akranlarının gerisinde kalmışsa, sallanmak, çırpınmak gibi garip hareketleri varsa, aşırı hareketli, hep kendi bildiğince davranıyorsa,

 

  • bazı eşyaları döndürmek, sıraya dizmek gibi sıra dışı hareketler yapıyorsa, günlük yaşamındaki düzen değişikliklerine aşırı tepki veriyorsa,

otizm açısından değerlendirme yapmak gerekir.

 

Otizmli bir birey ne ister?

Merhaba. Beni daha iyi tanımayı seçtiğiniz için teşekkürler! Size kendimi tanıtmak ve biraz da kendimden bahsetmek için buradayım. Öncelikle şunda anlaşalım: Ben“otizm”i olan bir çocuğum. “Otistik” değilim. Otizm karakterimin sadece bir bölümü. Beni tek başına tanımlayacak bir kavram değil.

Duyusal algılarım bozuktur. Gündelik yaşam içerisinde sizin çoğunlukla fark etmediğiniz kokular, sesler, tatlar, görüntüler, temaslar benim için çok rahatsız edici olabilir.

Yaşadığım çevre benim için genellikle tehdit edici bir ortamdır. İçine kapalı ya da kavgacı görünebilirim ama aslında bu kendimi koruduğum anlamına gelir.

Yanıma gelin ve basit kelimeler seçerek benimle direkt konuşun. Böylece uyum göstermek benim için daha kolaylaşır.

Komutlarınızı dinlemediğimi sanmayın. Sadece sizi anlamıyor olabilirim. Bana diğer odadan seslendiğinizde duyduğum sadece “^/^’(/(%&’(+&’((‘” olabilir.

Yapmam” (Yapmamayı seçiyorum) ve “ Yapamam” (Yapmayı beceremiyorum) arasındaki farkı dikkate almayı unutmayın.

Somut düşünürüm. Dili sadece sözcüklerin anlamına göre yorumlarım. “Koşturmayı bırak” yerine “Arkandan atlı mı kovalıyor” derseniz aklım karışır. “Çantada keklik” demek yerine “Bunu yapmak senin için çok kolay” demelisiniz.

Deyimler, kinayeler, imalar benim için anlamsız ve akıl karıştırıcıdır.

Sıradan bir market alışverişi benim için tam bir kâbus olabilir. Seslere karşı aşırı hassas olduğumu bir düşünün. Aynı anda konuşan onlarca insan.. Bu uyaranları beynim filtre edebilir ama bu ciddi anlamda aşırı yüklenmedir benim için.

günün indirimli ürününü tekrar tekrar anons eden mekanik bir ses, kasadaki işlem sesleri, alışveriş arabalarının tekerleklerinin çıkardığı gıcırtılı ses vb.

Koku alma duyum da aşırı hassas olabilir. Kasap reyonundaki etler taze olmayabilir, yanımızdan geçen adam o gün duş alamamış olabilir, kasa sırasında önümüzde duran bebeğin bezi kirlenmiş olabilir… Bunlar benim için oldukça tiksindiricidir.

En yoğun kullandığım görme duyum aşırı uyarana maruz kalmış olabilir. Örneğin aşırı parlak floresan ışıkları mekânı sürekli titreşiyor gibi göstererek gözlerimi rahatsız edebilir. Etrafımda sürekli hareket eden insanlar odaklanmam ve baş etmem gereken şeylerdir. Tüm bunlar denge duyumu etkiler ve vücudumun konumunu bile algılayamaz hale gelebilirim.

Sınırlı sözcük dağarcığıma karşı anlayışlı olun. Duygularımı tarif etmek için doğru kelimeleri bilmiyorsam ihtiyaç duyduğum şeyi size anlatmak benim için oldukça zorlaşabilir.

Acıkmış, incinmiş, korkmuş, aklı karışmış olabilirim ve bu duygularımı size aktaracak kelimeleri bilmiyor olabilirim. Vücut dilime ve rahatsızlık duyduğumda gösterdiğim tepkilere dikkat edin.

Yaşımın çok ilerisinde bir düzeyde adeta küçük bir profesör gibi konuşuyor olabilirim. Bu türde konuşmalar dildeki eksiğimi telafi edebilmek için çevremde yaşananlarda, izlediklerimden, okuduklarımdan ezberlediğim replikler olabilir. Buna “ekolali” denir. Kullandığım kelimeleri ya da içeriklerini anlamıyor olsam da size yanıt vermek zorunda olduğumda buna başvurabilirim.

Dil benim için çok zor olduğundan görsel odaklıyımdır. Bana söylemek yerine yapmam gereken bir şeyi bana gösterin. Ve bunu defalarca tekrarlamaya da hazırlıklı olun. Aynı şeyi sürekli tekrarlamak öğrenmemi sağlar.

Otizmin benim tüm yönlerimi algılamanıza engel olmasına izin vermeyin. Yapamadıklarım yerine yapabildiklerime odaklanın ve bunlar üzerinde bir şeyler inşa etmeye çalışın. Diğer tüm insanlar gibi yeterli olmadığım ve sürekli düzeltildiğim ortamlarda öğrenemem.

Ne kadar “yapıcı” olsa da bir eleştiriyle karşılaşacağımı bilmek beni yeni bir şey denemekten alıkoyar. Güçlü yönlerimi keşfedin. Bir şeyi yapmak için birçok farklı yöntem olduğunu da unutmayın.

Sosyalleşme konusunda bana yardım edin. Dışardan bakıldığında parktaki çocuklarla oynamak; insanlarla konuşmak istemediğimi düşünebilirsiniz. Oysa bazen bunu nasıl yapacağımı –yani onlarla nasıl konuşmaya başlayıp oyunlarına katılabileceğimi- bilmiyor olabilirim.

Diğerlerini beni davet etme konusunda cesaretlendirmek, işe yarayabilir.

Öfke nöbetlerimi tetikleyen şeyleri bulmaya çalışın. Önceliği buna verin. Unutmayın ki bunu yaşamak benim için çok daha korkutucudur.

Duyularımdan biri aşırı yüklendiğinde böyle durumlar ortaya çıkar. Eğer öfke nöbetlerimin sebebini bulursanız onları önleyebilirsiniz.

Sizin desteğiniz olmadan başarılı ve bağımsız bir hayat sürmem uzak bir ihtimal. Desteğiniz ve rehberliğinizle olasılık o kadar yüksek ki… Söz veriyorum, ben buna değerim!

Otizme bir eksiklik olarak değil, farklı bir yetenek olarak bakmaya çalışın. Evet, sohbet sırasında gözlerinize bakmıyor olabilirim. Ama yalan söylediğimi, oyunlarda hile yaptığımı, arkadaşlarımla dalga geçtiğimi, insanlara önyargılarla yaklaştığımı göremezsiniz. Detaycı bakış açım ve olağanüstü odaklanma kapasitemle bir sonraki Einstein, Mimar Sinan ya da İbn-i Sina olabilirim.

Siz dayanağım olmazsanız bunu başaramam. Benim arkadaşım, öğretmenim, avukatım olun. Ne kadar yol alabildiğimi göreceksiniz.

 

 

 

Kaynak: Prevelans, Otizm spektrum bozukluğu,Otizm, Otizm Belirtileri ve Otizm hakkında

 

 

 

 

 

 

 

 


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir